*
ACP * Kullanıcı Paneli * Üyeler * Arama * Pano Kılavuzu

Kayıt OlOturum Aç


| Sistem saati: 07 Eyl 2010, 08:46

Pano anasayfası » İSLAM » Diğer İslami Konular

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ DST ]






Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 4 ileti ] 
Bu Kategoride Arama:
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: erol hoca 3
İletiTarih: 10 Arl 2009, 22:33 
Üye

Kayıt: 21 Mar 2008, 22:41
İleti: 114
Kendini Nasıl Tanımlıyor?: Kur'an Araştırmacısı
GÜNÜMÜZDE KUTUP İNANCINA ÖRNEKLER

1. Örnek: ALTINOLUK DERGİSİ, ARALIK 1995, SAYI 118, SAYFA 32-33
Tasavvuf Meseleleri – Doç. Dr. H.Kamil YILMAZ
Ricalü’l-Gayb – Gayb Erenleri
….
[ Allah dünyanın cismani düzenini sağlamak için bazı insanların bir takım görevler üstlenmesini murad ettiği gibi, alemdeki manevi ve ruhani düzenin korunması, hayırların temini, kötülüklerin giderilmesi için de sevdiği bazı kullarını görevlendirmiştir. Bunlar büyük peygamberlerin yerine, onlardan bedel kişilerdir. Allah’ın yeryüzünü kendilerine musahhar kıldığı kimseler olarak değerlendirmiştir. Onlar alemin intizam sebebidir. İnsanların işlerini tanzim ettiklerine inanılır.
Herkes tarafından kolayca tanınmayan ve gizli olan bir takım sırlara vakıf olan ”ricalü’l-gayb” ın kendi içinde hiyerarşik bir düzen söz konusudur. Bu düzenle ilgili verilen bilgilere, genellikle, ibn Arabi öncesi kaynaklardakilerle ibn Arabi sonrakiler arasında birtakım farklar müşahede edilmektedir. Ebu Kettani’ye izefe edilen bir tasnifte ricalü’l-gayb aşağıdan yukaru doğru nukaba, nüceba, abdal, ahyar, umed ve gavs şeklinde sıralanmıştır.
İbn Arabi ise ricalü’l-gayb’ı nüceba, nukaba, abdal, evtad, imameyn ve kutub şeklinde tasnif etmiştir.
Velilerin üstün vasıflı olanlarına “evtad” (direkler) denir. Onların üstünde ”revasi” (dağlar) vardır. Bir felaket zamanında kulların mercii evtad, evtadın mercii de revasi’dir. Revasi seçkin velilerdir. Revasi’yi kutub idare eder.
Bir başka tasnife göre kutubdan sonra gelen iki kişiye de imaman denir. Bunlardan birine “imam-ı yemin” diğerine “imam-ı yesar” adı verilir. İmam-ı yemin kutbun hükümlerine, imamı yesar da hakikatına mahzardır. Kutbun yerini imam-ı yesar alır. Kutup ile iki imam üçleri oluşturur.
…..
Bu topluluğun içinde kadınlar da bulunabilir. Abdal, maddelerini mana, nefislerini ruh, mevhum varlıklarını gerçek varlığa verdiklerinden bu adı alırlar.
Kutub: Lüğatta değirmen taşının iği demektir. Tasavvuf ıstılahında en büyük velidir. Bütün ricalin başı, Allah’ın izni ile kainatta tasarruf sahibidir.
Gavs: Darda kalındığında iltica ve istimdat edilen kutub demektir. Darda kalan sufiler,”Yetiş yaa Gavs!” diye gavsa sığınırlar. Gavs istimdat edene yardım elini uzatır. Abdu’l Kadir Geylani gavs-ı azam lakabı ile ünlüdür.
Ancak bütün bu sığınma ve istimdatlar, zahirde gavsa ise de hakikatte Allah’a dır. Çünkü sufilere göre alemde yegane mutasarrıf Allah Tealadır. O’ndan başka fail-i mutlak yoktur. Gavs olarak bilinenler esma ve sıfat-ı ilahi mahzarıdırlar.
Bunlardan başka sayıları bir rivayette 8 diğer bir rivatte 40 olan “nüceba” ile sayıları 10 ya da 300 olan “nükeba” denilen ve insanların iç dünyalarından haberdar olan yüce şahsiyetler vardır. Genel olarak ricalü’l-gayb ve gayb erenleri olarak anılan bu hakk dostlarının makamı boş kalmaz. Ölenin yerine tedricen kendisinden sonraki yükseltilir.
Abdal ve ricalü’l-gayb ile ilgili rivayetlerde bunların sayıları ve özellikle Şam, Irak, Mısır ve Suriye gibi bölgelerde bulunduklarına dair rivayetler ilgi çekicidir.

2. Örnek: ALTINOLUK DERGİSİ, TEMMUZ 1996, SAYI 125, SAYFA 31-32
Tasavvuf Meseleleri – Prof. Dr. H.Kamil YILMAZ
İnsan-ı Kamil
[ “İnsan-ı Kamil” kavramının tasavvufta lüğat anlamından farklı ve kapsamlı bir manası vardır. İnsanın Allah’ın yeryüzünde halifesi olması itibarı ile O’nun bütün isim ve sıfatlarına mahzar olan hazarat-ı hams ve meratib-i vücudu kendinde toplayan kişiye İnsan-ı Kamil denir.
“İnsan-ı Kamil” kavramı ilk devir süfilerinde hemen rastlanmayan bir kavramdır. Ancak Hallac-ı mansur (ö.309/921): “Allah Ademi kendi suretinde yarattı.”[[1]] Uydurma hadisinden yola çıkarak, Allah’ın kendi nefsinde, kendisi için tecelli ettiğini söylemiştir. Hallac’ın bu anlayışı, daha sonra İbn Arabi (ö.638/1240)’nin “İnsan-ı Kamil” düşüncesine zemin hazırlamıştır.
…..İnsan-ı Kamil Allah’ın bütün isimlerini bilen tek varlıktır. İnsan-ı Kamil, maddi ve manevi bütün kemal mertebelerini kapsamaktadır.
İnsan-ı Kamil Hz. Muhammeddir. Ancak O’nun tarihi şahsiyeti değil, henüz Adem balçık halinde iken peygamber olan Muhammed’dir. Yani hakikat-ı Muhammediyye’dir. İnsan-ı Kamil varlığın ve hilkatın gayesidir. Zira ilahi irade ancak O’nun vasıtası ile tahakkuk edebilir. Eğer İnsan-ı Kamil olmasa Allah bilinemezdi.
….Kamil insana birçok isimler verilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır: Şeyh hadi, mehdi, arif, imam, halife ve sahib-i zaman. İnsan-ı Kamil, cihanı gösteren ayna, ölüyü dirilten İsa, kuşların dilini bilen Süleyman gibi tasarruf sahibi, ab-ı hayatı içeren Hızır gibidir. İnsan-ı Kamil alemde daima vardır. Birden fazla olmaz. Çünkü tüm mevcudatın bütünlüğü tek şahıstadır. İnsan-ı Kamil için mülkte, melekutta ve ceberutta hiçbir şey örtülü ve gizli değildir. O eşyayı ve eşyanın hikmetini olduğu gibi bilir.]

3. Örnek: İMAM-I RABBANİ ve İSLAM TASAVVUFU, İlaveli 3. Baskı,
Nesil Yayınları. Bayrak Matbaacılık 1992
Arapçadan Tercüme Eden Prof. Dr. HAYREDDİN KARAMAN
(C.1, 260.Mektub)
[ Ey oğul! Ben, “el-Mebde ve’l –Me’ad” isimli kitabcığımın, fayda alış-verişi (ifade ve istifade) bahsinde, kutbu’l-İrşad ile ilgili bilgiler vermiştim. Aynı konunun burası ile de alakası bulunduğu ve faydalı olacağı için bu mektupta da aynı şeyleri kaydettim. Buradan da anlaşılmalıdır ki, ferdiyet kemalatını da haiz olan kutbu’l-irşad son derece az bulunur. Uzun zamanlar ve asırlar geçtikten sonra böyle bir cevher ortaya çıkar, hidayet ve zuhurunun nuru ile karanlık cihanı aydınlatır. Onun irşadı bütün cihana yaygındır. Arştan yeryüzünün merkezine kadar her kime rüşd, hidayet, iman ve marifet ulaşırsa onun yolundan ulaşır ve ondan alınır. Onun aracılığı olmadan bu devlet kimseye nasib olmaz. Nuru, mesela büyük okyanus gibi cihanı kaplamıştır da bu denizde hiçbir hareket meydana gelmemiştir, sanki donmuş gibi durmaktadır. Ona yönelen ve samimiyetle inanan, yahut onun yöneldiği talibin –yönelme sırasında- sanki kalbinden bir pencere açılır ve bu yoldan, ve bu yoldan yöneliş ve samimiyeti (ihlası) nisbetinde nasib alır ve doyar. İnkar ettiği için değil de onu tanımadığı, bilmediği için (doğrudan) Allah zikri ile meşgul olan ve gönlünü Allah’a yönelten kimse de –tıpkı o kutuba yönelenler gibi- ondan istifade ederler; ancak birinci durumdaki istifade daha ziyadedir. Kutbu inkar eden, yahut ondan rahatsız olan kimselere gelince, Allah’ı zikir ile meşgul olsalar bile gerçek rüşd ve hidayetten mahrum olurlar. Onu inkar ve rahatsız etmek kişinin feyz yolunu tıkar, kutub onu faydalandırmamayı, ona zarar vermeyi istemese bile o gerçek hidayetten uzak kalır. Onda bulunan ancak rüşd ve hidayetin görünüşüdür (suretidir). Manadan uzak, içi boş suretin faydası da azdır. O kutbu seven ve ona içten inanan kimseler, ona gönülleriyle yönelmeseler, Allah’ı zikir ile meşgul olmasalar dahi, yalnızca sevgileri sebebi ile rüşd ve hidayetin nuru onlara ulaşır. Bu bilgi mektubun da sonu olsun.[[2]] ]
Bilindiği gibi bu tip inançların İslamiyetle hiçbir ilgisi yoktur.

MALATYA’DAKİ ÇALIŞMALARIM

Bir ramazan ayında teravihten sonra 27 camide şu konuşmaları yaptım. “Dünyada hükmeden zalimlerin zulümlerinden kurtulmanın tek çaresi, her şahsın Allah'ın kitabını anlayarak okumasına ve yaşamasına bağlıdır. Artık O’nu asılı olduğu duvardan indirip, yaşantımızı O’na göre tanzim etmeliyiz. Türkiyeli her müslüman hane her gün yatmadan bir saat önce çoluk çocuğu ile Fatiha'dan başlayıp, Nas suresine kadar her gün 10 âyet okuyarak yatmalıdır. Ailede her fert ne anladığını söylemelidir. Hep birlikte yanlış anlamalar düzeltilmelidir. Size şöyle bir misal verebilirim: Her haneye Amerika Cumhurbaşkanın dan bir mektup gelse, postacı bu mektupları gece yarısı evlere dağıtsa, bütün ailenin uykusu kaçar. “Baba, şu saatte git bize bir tercüman getir. Başkanın ne dediğini öğren miş olalım. Belki bize bir hediye göndermiştir”, der ev halkı. Hıristiyan bir başkandan gelen bir mektubu öğrenmek için tercüman ararken, Rabbinden 114 mektup geldiği hal de Rabbim bizden ne istiyor diye hiç merak ettin mi acaba? Rabbinin dünya ve ahirette verdiği nimetlerini hiç düşündün mü? Yazıklar olsun kitabını okumadan müslümanım diyenlere. Şu asrımız içinde dünya milletlerinde maddi ve manevi buhranın sebebi, Kur'an'dan uzak yaşamanın neticesidir. Her ülkede aile düzeni bozulmuş, anne, baba ve evlatları birbirine düşman hale getirilmiştir. Medeni olduklarını sanan insanlar birbirlerini sö müren ve öldüren canavar durumuna girmiştir. Birinci ve ikinci cihan savaşında mil yonlarca insan öldürülmüştür. Amerika'daki kapitalist yönetim yerlileri öldürürken, Rusya'daki komünist yönetim milyonlarca insanı öldürmüştür. Amerika beyaz insanları, derileri siyah olan insanları insan olarak saymamış, senelerce bir lokma ekmeğe köle olarak çalıştırmıştır. Onlara hayvan muamelesi yapmıştır. Meseleyi birazcık anlamış olanları gördükleri yerde öldürmüşlerdir. Müslümanım dediği halde Kur'an-ı Kerim'e göre yaşam tarzını oluşturmayan bir mille tin felaket bilançosu bundan başka olamaz. Ey insan şu fen asrında aklını çalıştır. Va kit geçirmeden Kur'an'a dön. Dünya ve ahiret saadetine kavuş. İslâm'a (sulh ve selamete) gir, kurtul.” Bu çalışmalarım 1978'e kadar devam etti.

Malatya'dan Ayrılış

1979'da ailece Malatya'dan İzmir'e göç etmek için karar verdik. O sene evi İzmir'e gönderdim. Ben bir öğretim yılı Malatya'da kaldım. 1980 yılında naklimi İzmir'e aldırdım. Buca'da Süleyman Bilgen İlkokulu’na tayin edildim. İki sene daha görev yaptıktan sonra 1982'de emekliye ayrıldım.
Bir ev kiralayarak Kur'an-ı Kerim'e çağrı hizmetimi devam ettirdim. Bir taraftan da tasavvuf ve tarikatları araştırmayı hızlandırdım. 1982'den 1989'a kadar 400-500 kişiye faydalı olmaya çalıştım. Kur'an-ı Kerim'i nüzul sırasına göre okumalarını tavsiye ettim. Her suredeki emirleri, yasakları, tavsiyeleri, bilinmesi gerekenleri yazmalarını söyledim. İkinci sene tekrar bu şekilde çalışmalarını söyledim. Bu çalışmalarım yazılı olarak yaptılar. Bu şekilde çalışmalarının amacı, emirleri kesinlikle yapmak ve yasaklarından kaçınmaktır. Tavsiyeleri yerine getirip, bilinmesi gerekenleri öğrenmektir.
Üçüncü sene, kütübü sitte denilen altı hadis kitaplarını okuyarak sureler içerisinde ayetleri izah eden hadislerin toplanmasını tavsiye ettim.
Dördüncü sene, müçtehid imamlarının hangi âyet ve hadislere göre içtihad ettiklerini yazıp getirmelerini söyledim.
Beşinci sene, bir İslâm Tarihi özetleyip getirmelerini tavsiye ettim.
Altıncı sene, çağdaş ilimleri okumalarını tavsiye ettim. Bundan sonra her insanın ilim, bilim ve bir meslek sahibi olmasının faydalarını anlattım. İlim derken, Kur'an-ı Kerim, İncil, Tevrat, Zebur'u kabul etmiş oluyorum. Bilim derken Fizik, Kimya, Biyo loji, Jeoloji, tıp vb. bilimleri söylemiş oluyorum. Son kitap olan Kur'an-ı Kerim, bize lazım olan özetlerini vermektedir. Bilimle ilim asla çatışmaz. Bu iki ilmin tek kaynağı Allah'ın kitabı olan Kur'an-ı Kerim'dir. İlim, bilim ve meslek sahibi olan her şahıs, bir iş başaran, çalışkan, örnek ve güvenilir insan olma vasfını kazanmalıdır. Dünya ve ahiretini mamur etmelidir.
“Ey dünyanın her ülkesinde yaşayan Allah'ın kulları ve bu insanları yöneten devletler, hükümetler, adaleti sağlayan savcılar, hakimler, emniyeti temin eden polisler, ülkelerin sınırlarını iç ve dış düşmanlardan koruyarak insanların huzurlarını sağlayan askerler ve bunların hepsini yetiştiren öğretmenler, sizlere sesleniyorum. Yaşam tarzınızı Allah'ın hepimiz için gönderdiği en son kitabı olan Kur'an-ı Hakim'e göre tanzim etmezseniz, hiçbir zaman dünya ve ahirette huzur bulamayacaksınız”.
1989`da Kütüphanemi İstanbul'a taşıdım. Fındıkzade'de Karagül İş Hanında bir büro kiraladım. Tarikatlarla Çalışmalarımı o handa yaptım. Yanıma bir çok üniversiteli kız ve erkek öğrenciler geldi. Çokları girdikleri tarikatlardan tövbe etti. Ayrıca Alak, Kalem, Müzzemmil surelerini bastırarak 50 bin adet dağıttık.
1992'de kütüphanemi Ankara'ya taşıdım. Dışkapı'da bir bina kiralayarak tasavvuf ve tarikat araştırmalarıma o binada devam ettim. Tasavvuf ve tarikatlarla ilgili çalışmalarımı kitaplar haline getirmek için müsveddelerin kısm-ı azimesini Ankara’da hazırladım. Müsveddeler bir çelik dolabı dolduracak kadar oldu. Cenab-ı hak (inşallah) onların basılmasını nasib eder. Bu arada orada birçok genç ile tanıştım. Onlara Kur’an’ın açıklamasını okumalarını tavsiye ettim.

_________________
Vahiy her saniye kendini tefsir etmekte


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: erol hoca 3
İletiTarih: 10 Arl 2009, 22:35 
Üye

Kayıt: 21 Mar 2008, 22:41
İleti: 114
Kendini Nasıl Tanımlıyor?: Kur'an Araştırmacısı
GÜNÜMÜZÜN EN BÜYÜK EBU CEHİLİ
İSKENDER EVRENOSOĞLU İLE KARŞILIKLI KONUŞMA

1997 yılında İzmir Balçova Teleferik Otelinde bir araya geldik. Bizden birkaç konuşmacı vardı. Kendisi toplantıya yalnız olarak katılmıştı. Salonun yarısını kadın müritleri doldurmuştu. Yansını da batıl Nakşi tarikatına karşı olan müslümanlar doldurmuşlardı. Konu, “Mürşide inanmak farz mıdır?” Kendi anlayışını "Mutluluk-Tasavvuf-İslâm"[[1]] adlı eserinde aynen olduğu gibi anlattı.
Sayfa 78: İrşad olabilmek kesinlikle Rabbimizin bizim için tayin ettiği mürşidle olabilir. Mürşidsiz Allah'a teslim olabilmek mümkün değildir. Beyazıd-ı Bestami Hz.lerinin buyurduğu gibi; “Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır” sözü gereğince irşadsız ancak şeytana teslim olunur. Çünkü mürşidi Allah tayin eder, irşad kademesinin her seviyesinde mürşidler vardır. İrşadın başlangıç noktasında vazifeli mürşidler, mutla ka Allah'ın veli (dost) edindiği kişilerden biridir. Daha aşağıda irşatla vazifeli kılınan mürşid yoktur. Allah'ın veli edindiği kişinin ise mutlaka ruhen Allah'a teslim olması gerekir. Yetmez velinin Allah'da baki olması (indi ilahide bir taht ihsan edilmesi ile beka makamına gelmesi) gerekir.
Sayfa 162: Mürşid Nasıl Bulunur
Görevli kıldığı kişileri biz nasıl buluruz? Görevli kıldığı kişileri Allahü Teâlâ tayin ettiğine göre mutlaka o bilecektir.
Sayfa 200: Kim teslim olmak isterse mürşidi arar. Görülüyor ki, Allah'a teslim olmak ve vasıl olmak mürşide teslim olmakla başlar. Bu teslim yapılırsa o kişi için cennet söz konusu olur.
Sayfa 268: Mürşid Tayini
Mürşidler, ister Resul makamında olsun, ister halife olsun, isterse seviye mürşidlerinden olsun Allah'ın emriyle o göreve tayin edilir. Resul, halife ve ihlas sahibi mürşidin irşad görevini yerine getirebilmesi Rabbimizin emriyledir. İkinci seviye mürşidi, bağlı olduğu resul halife veya salah sahibi mürşid, o göreve vekaleten tayin edilir.

Sayfa 290: Mürşidin vazifelerinden ikincisi, nefsimizi tezkiye etmektir. O halde tezkiye olmamız için mürşid farzdır. Mürşidsiz kimse kendini tezkiye edemez(temizleyemez).

Sayfa 411: Tasavvuf Farzdır
İrşad yani 3 cesedimizin de Allah'a teslimi farz kılındığına göre ve zaten bu emanetlerin teslimi ayrıca emrolunduğuna göre, 3 cesedin Allah'a teslimi farzdır. 3 cesedin de Allah'a teslimi ise tasavvuf olduğuna göre tasavvuf farzdır.

Sayfa 412: Mutluluk Eşittir Tasavvuf O da Eşittir İslâm
Bu ülkenin, bütün dünya insanlarının özledikleri saadete kavuşmalarında, dominant rolü üstlenmesi, ancak tasavvuf ile mümkün olacaktır.

Risalet Nurları[[2]]
Aşağıda, içindekilerden aynen iktibaslar yaptığımız bu kitap, iktibaslardan da öğreneceğiniz gibi kendisinin Allah tarafından “Mehdi” olarak görevlendirildiğini iddia eden İskendender El-Ekber'e aittir.
Kitap latin harfleriyle ve el yazısı ile çoğaltılmıştır. Kitabın kapağında (İskender El-Ekber'e aittir) ifadesi bulunmaktadır. Kitap, isim olarak Risalet Nurları adını taşımaktadır.
Daha alt kısmında ise, Itla-ıt Türk, bunun altında ise, “İskender kulumuza katımızdan indirilmiştir” ibaresi bulunmaktadır. En alt kısmında ise “Biiznillahi Teâlâ in dirmiştir” kısa cümlesi yazılıdır.
Orta boy 68 sahife olan kitap, başlangıcından itibaren 21 sureye(!) ayrılmış ve bunlar isimlendirilmiştir. Kitapta ayet numaraları bulunmaktadır. (Surelerin listesi kitabın sonundadır).
Şimdi sizleri, biraz da sabırlarınızı zorlayarak kendisine ait (içinde belirttiği gibi) 1972 yılından başlayarak 1982 yılına kadar, yani on yıl içinde “Kur'an-ı Kerim'den sonra dünyaya indirmekte olduğumuz ilk kitaptır.” (Sayfa 1) dediği, kendisine Cibril-i Emin'in aziz ruhu tarafından doğrudan doğruya kalbine indirildiğini...” (Sayfa 1) söylediği bu kitap tan yaptığımız iktibaslarla başbaşa bırakıyoruz. Serinkanlı bir şekilde fakat mutlaka Kur'an-ı Kerinı'in ışığında okumanızı ve değerlendirmenizi diliyorum.[[3]]
Sizlere yukarıda uzunca alıntılar yaptığımız, kendisini Mehdi zanneden son Ayeti!nin 1982 yılının haziran ayının altısında da nazil olduğunu buyuran zatın kitabında ki (sure!) isimlerini sırası ile vermek istiyorum.

Sure Adı Kaç sayfa olduğu Bulunduğu sayfa Numarası
1. İnzal l l
2. Anlaşmazlık 8 2-3-4-5-6-7-8-9
3. Müjde l 10
4. Mehdi l 11
5. Sürür 2 12-13
6. Tilavet l 14
7. Allahü Teâlâ 4 15-16-17-18
8. Namaz l 19
9. İnsan 3 20-21-22
10. Zaman 6 23-24-25-26-27-28
11. Kuddusi sır 2 29-30
12. Cebrail 3 31-32-33
13. Marifet 6 34-35-36-37-38-39
14. İnsan 4 40-41-42-43
15. Tayyi Mekan 3 44-45-46
16. Ramazan 2 49-50-51-52-53-54
17. Vazife 6 55-56-57-58
18. Rıza 4 59-60-61-62-63
19. Esmaül Hüsna 5 59-60-61-62-63
20. İmamet 2 64-65
21. Kadir-i Mutlak 3 66-67-38

Toplantı üç buçuk saat sürdü. Karşılıklı konuşmalar sona erince son sözü ben aldım. Kendisine ve müridlerine şöyle söyledim: “İnsan yanılabilir, şaşırabilir. Hatta müslüman iken, müşrik ve kafir olabilir. Ama tevbe kapısı kıyamete kadar açıktır. Bir daha sapıklığa dönmemek şartıyla tevbe edersen, ahirette Allah, melekleri, bu konuştuğun yer şahitlik yaptıkları gibi, biz müminler de şahitlik yapacağız”.
Bu sözüm üzerine ayağa kalkarak müridlerine hitaben “kimin çantasında Kur'an varsa bana getirsin”, dedi. Bütün kadınlar benim aleyhimde bağırmaya başladılar. Bir kadın sanki beni dövecek şekilde yerinden fırlayarak Kur'an-ı Kerim'i şeyhinin önüne koydu. Bana ve cemaate hitaben:
- “Ben şimdi Kur'an'a el basarak yemin edeceğim” dedi. Yemini şöyle idi: “Allah, beni bu asra Mehdi ve Resul olarak gönderdi. Levh-i Mahfüz'da kayıtlı olan 21 sure Hz. Peygambere bildirilmedi. Bu asırda bana inzal oldu.” Bana,
- “Sen de yemin eder misin?”, dedi.
-“Yemin ederim, ama Kur'an'a el basmam”, dedim. El açarak ben de şöyle yemin ettim: “Ya rabbi sen şahit ol ki, bu tam şeytanın kendisidir. Yani şeytanın velisidir (dostudur).”
-“Türkiye'de yalnız benim aleyhimde bulunduğun halde Said Nursi'yi neden ele almıyorsun. Bak, o da ‘Bu Risale-i Nurlar Allah tarafından bana yazdırıldı’ diyor. Onu niçin tenkit etmiyorsun?” dedi.
-“Şimdi karşımda sen varsın.”, dedim. Gülümseyerek beni yemeğe davet etti. “Teessüf ederim, sen çok utanmaz bir adamsın. Ben sana şeytan diyorum. Sen beni yemeğe davet ediyorsun. Şeytanlaşmış bir adamın yemeği yenmez”, de dim. Kendileri müritleriyle otelin yemekhanesine gittiler.

_________________
Vahiy her saniye kendini tefsir etmekte


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: erol hoca 3
İletiTarih: 12 Arl 2009, 13:10 
Yeni Üye

Kayıt: 22 Şub 2008, 18:19
İleti: 24
Kendini Nasıl Tanımlıyor?: Meraklı
selam ile;
Erol hoca ilgimi cekti...kardes acaba bu aktardiklarinin kaynagini sorabilir miyim? ve bir de herhangi bir kitabi var mi?
dua ile...


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: erol hoca 3
İletiTarih: 12 Arl 2009, 19:15 
Üye

Kayıt: 21 Mar 2008, 22:41
İleti: 114
Kendini Nasıl Tanımlıyor?: Kur'an Araştırmacısı
Aleyküm selam
aktardıklarımın hepsi gerçektir kardeş nerden alıntı yaptım dersen biz ? Erol hocamla beraber çalışırdık 96 ile 2003 yılina kadar beraber çalıştık ?

Herhangi bir kitabı bulunmuyor çünkü ansiklopedi şeklinde yayına hazırlanması gerek ?

Not. Bir toplumun veya topluluğun ihya olması için kur an bilincinin oluşması gerek?

_________________
Vahiy her saniye kendini tefsir etmekte


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Forumu Daha İyi Nasıl Kullanabileceğinizi Öğrenmek İçin Tıklayın Kur'an Nesli Dergisinin Yeni Sayısını İncelemek İçin Tıklayın
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 4 ileti ] 

Pano anasayfası » İSLAM » Diğer İslami Konular

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ DST ]


 BU KONUYLA BENZER KONULAR

 FORUM
 YAZAR
erol hoca inceme araşttırma  Diğer İslami Konular  ekmel
ero hoca 2.  Diğer İslami Konular  ekmel

 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Git:  
cron