*
ACP * Kullanıcı Paneli * Üyeler * Arama * Pano Kılavuzu

Kayıt OlOturum Aç


| Sistem saati: 03 Eyl 2010, 14:56

Pano anasayfası » İSLAM » Hadis - Sünnet

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ DST ]






Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 11 ileti ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki
Bu Kategoride Arama:
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?
İletiTarih: 24 Mar 2008, 16:10 
Genel Yönetici
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 12 Şub 2008, 18:24
İleti: 642
Kendini Nasıl Tanımlıyor?: Araştırmacı
Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?

/ Hüseyin Beheşti

Hamd önde de sonda da Allah’adır(a.c).

Allah’ın salât ve selamı yarattıkları içinde en güzeli, sırrının koruyucusu, Hatem’ul Enbiya Muhammed Mustafa ve onun tertemiz, pak Ehl-i Beyt’i üzerine olsun.

Kovulmuş şeytandan Allah’a(a.c) sığınırız.

Ebu Hureyre’den gelen hadisler Sahih-i Buhari ve daha birçok Ehl-i Sünnet hadis kaynağında büyük bir yer teşkil eder. Ancak tarih ve Ehl-i Sünnet’in büyük âlimleri Ebu Hureyre’nin pek de kaynak olarak gösterilebilecek bir sahabe olmadığını bildirmişlerdir. Bu makalede bizler de Ebu Hureyre’nin Hz. Resul(s.a.a)’dan rivayet ettiği Hz. Musa ile ilgili hadisleri değerlendirecek ve Hureyre’nin hadislerine neden riayet gösterilemeyeceği üzerine duracağız. Dilerseniz önce Hureyre ne zaman Müslüman olmuş ona bakalım.

İbn-i Saad’ın “Tabakat”tında, İbn-i Hacer’in “İsabe”sinde ve Ehl-i Sünnet’e ait diğer güvenilir kitaplarda Ebu Hureyre’nin Hayber’in fethinde Müslüman olduğu yazılmıştır. Buhari’nin(Alamat’ın Nübüvvet’i fi’l-İslam babı) rivayetine göre Ebu Hureyre, Resulullah (s.a.a) ile üç yıldan fazla görüşmeye muvaffak olmamıştır. İbn-i Hacer “İsabe”de, Hâkim “Müstedrek”te, İbn-i Abdulbirr “İstiab”da şöyle naklediyorlar: “Ebu Hureyre hicri 57 yılında 78 yaşındayken Akik Vadisi’nde öldü. Cenazesini Medine’ye getirip Baki mezarlığında defnettiler”.

Resulullah’ın (s.a.a) yalnızca üç yıl sahabesi olan bu kişi Resulullah’tan (s.a.a) beş bin civarı hadis nakletmiştir. Bunun yanında onun hadislerine ne halife Ömer ne de Emir’el Müminin Hz. Ali (a.s) güvenmiş ve hatta Ömer bin Hattab Resulullah’tan (s.a.a) olmayan sözleri ona (s.a.a) isnat etmesi hasebiyle Ebu Hureyre’yi kırbaçlatmıştır. Bu olayı İbn-i Esir tarihinde H.K 23. Yılın olaylarında, İbn-i Ebi’l- Hadid “Şerh-i Nehc’ul Belağa”nın 3. Cildinde şöyle anlatıyor:

“H.K 21 yılında halife Ömer, Ebu Hureyre’yi Bahreyn’e vali olarak gönderdi. Ona, Ebu Hureyre’nin kendisine mal toplayıp bir sürü at aldığı haberini verdiler. Bunun üzerine Ömer onu hicri 23 yılında görevinden aldı. Halifenin yanına gelir gelmez, halife ona: “Ey Allah’ın ve Allah’ın kitabının düşmanı, Allah’ın malını mı çalıyorsun?” diye kızdı. O da; “Asla hırsızlık yapmadım, onlar halkın bana verdiği hediyelerdi” diye cevap verdi. İbn-i Mes’ud “Tabakat”ın 4. cildinde, İbn-i Hacer Askalani “İsabe”de ve İbn-i Abdurabbih “Ikd’ul- Ferid”in 1. Cildinde şöyle yazıyorlar:

Halife Ebu Hureyre’ye; “Ey Allah’ın düşmanı! Seni Bahreyn’e vali olarak gönderdiğimde ayağında ayakkabın bile yoktu; şimdi asil atların ve 600 dinarlık malın olduğunu duydum. Bunları nereden aldın?” diye sordu. O da cevaben; “Bunlar halkın hediyeleriydi. Onları çalıştırdım, elimdekiler onlardan elde ettiğim kârlardır.” dedi. Ömer yerinden kalkıp onu o kadar kırbaçladı ki sırtından kan akmaya başladı. Sonra, Bahreyn’de biriktirdiklerinden 10 bin dinaralıp Beyt’ul- Mal’a vermelerini emretti. Ömer, sadece kendi halifeliği zamanında değil, Resulullah’ın zamanında da Ebu Hureyre’yi yere düşene kadar dövdü.” Ayrıca bu olayı Müslim kendi Sahih’inin 1. Cildinde de anlatmıştır. İbn-i Ebi’l- Hadid “Şerh-i Nehc’ul Belağa”nın 1. cildinde şöyle yazıyor: “Ebu Cafer İskafi (Mutezli şeyhi) diyor ki; Şeyhlerimiz Ebu Hureyre’yi (akli yönden) sakıncalı bulup onun hadislerini kabul etmiyorlar. Ömer onu kamçılayarak dedi ki; “Hadis nakletmekte çok ileri gittin. Zaten sana Peygamber’in adına yalan uydurmak yakışır!” İbn-i Asakir “Tarih-i Kebir”de, Muttaki “Kenz’ul- Ummal”da şöyle naklediyorlar: Halife Ömer onu kırbaçlayıp dövdü. Resulullah (s.a.a.)’dan hadis nakletmesine engel olarak dedi ki: “Peygamber’den çok hadis naklediyorsun. Ondan taraf yalan söylemeye layıksın (yani senin gibi şahsiyetsiz biri Peygamber’in adına yalan söyler ancak.) Peygamber’den hadis nakletmeği terk etmelisin. Yoksa seni ya Devs’a gönderirim ya da Buzinelerin yanına.”

Ebu Hureyre’yi tenkit eden yalnızca halife Ömer değildir. Emir’ul-Mü’minin Hz. Ali (a.s) de Ebu Hureyre’yi çok kötü şekilde eleştirmiştir. İbn-i Ebi’l- Hadid “Şerh-i Nehc’ul- Belağa”nın 1. Cildinde şöyle naklediyor: “Mevle’l- Muvahhidin Emir’ul- Mü’minin Hz. Ali (a.s.) şöyle buyuruyor: “Bilin ki! İnsanların (veya Yaşayanların) en yalancısı, Resulullah (s.a.a.)’in adına en çok yalan söyleyen Devslu Ebu Hureyre’dir.”

Bunun yanında Ümm’ül Müminin Aişe de Ebu Hureyre’nin mürtetliğini belirtenlerdendir. İbn-i Kutaybe “Te’vil’ul- Muhtelif’il- Hadis”te, Hâkim “Müstedrek”in 3. cildinde, Zehebi “Telhis’ul- Müstedrek”te, Müslim “Sahih-i Müslim”in ikinci cildinin “Ebu Hureyre’nin Faziletleri” bölümünde diyorlar ki; “Aişe onu defalarca reddederek şöyle diyordu: “Ebu Hureyre çok yalan söylüyor; o, Resulullah(s.a.a) adına da bir sürü yalan hadis uydurmuştur.”

Ebu Hanife şöyle söylüyor: “Resulullah’ın(s.a.a) sahabeleri genelde güvenilir ve adil idiler. Ben onların hepsinden senedi kime dayanırsa dayansın hadis kabul ediyorum. Ama senetleri Ebu Hureyre’ye, Enes bin Malik’e ve Semuret bin Cundeb’e dayanan hadisleri kabul etmiyorum.”

İşte sahabelerden, Ümm’ül Müminin Aişe’den ve Emir’ul-Mü’minin Hz. Ali (a.s)’den gelen rivayetlerle Ebu Hureyre kaynaklı hadislere neden güvenilmeyeceğine dair deliller.

Bunun yanında Ebu Hureyre’nin güvenilmezliğine dair son delilimiz ise onun Sıffin savaşında göstermiş olduğu ikiyüzlülüğüdür. Ebu Hureyre Sıffin’de namazları Hz. Ali ile kılıyor, yemeklerde ise Muaviye’nin sofrasından eksik olmuyordu. Zemahşeri “Rebi’ul- Ebrar”da, İbn-i bi’l- Hadid “Şerh-u Nehc’ul-Belağa”da şöyle naklediyorlar: “Ondan bu iki farklı hareketinin sebebi sorulduğu zaman şöyle diyordu: “Muaviye’nin muzeyresi ve yemeği daha yağlıdır, Ali’nin arkasında namaz kılmak ise efdaldır” Bu yüzden Ebu Hureyre “Şeyh’ul- Muzeyre” diye meşhur olmuştur”.

İşte ünlü tarihçilerin dilinden Ebu Hureyre. Hepimiz bilmemiz gerekiyor ki senedi Ebu Hureyre olan hadislere güvenilmez. O hadisleri güvenilir sahabelerden de aramak gerekir.

Şimdi ise gelelim yazımızın gerçek konusu olan Ebu Hureyre’nin Hz. Resul’e (s.a.a) isnat ettiği Hz. Musa ilgili hadislere. Öncelikle bu hadisleri tek tek inceleyecek ve Ebu Hureyre’nin güvenilmezliğini bu hadislerle sizlere bir kez daha ispatlayacağız. Aslında bu hadisleri boş bir sayfaya yazsak bile sizler bu hadislerin gerçek olamayacağını bilir ve bu hadisleri kimin rivayet ettiğini hemen merak edersiniz ancak yine de ben şerhini de yapacağım hadislerin. İşte birinci hadis!

Buhari Sahihinin “Gusül” kitabında ve Müslim kendi sahihinin ikinci cüz’ünde “Musa’nın Faziletleri” babında ve İmam Ahmed bin Hanbel Müsned’inin ikinci cüz’ünde Ebu Hureyre’den şöyle naklediyorlar:

“Ben-i İsrail arasında şöyle bir adet vardı, herkes hep birlikte avret mahallini kapatmaksızın suya girip kendilerini yıkıyorlardı ve aynı zamanda birbirlerinin avrat yerlerine de bakıyorlardı. Böyle bir davranış onların arasında ayıp sayılmıyordu. Fakat Hz. Musa, kimse onun avrat yerini görmemesi için tek başına suya dalıyordu. Ben-i İsrail Hz. Musa’nın bu tavrına karşı şöyle diyorlardı: Hz. Musa’nın tek başına yıkanması ve bizden uzaklaşmasının sebebi bedeninde bir noksanlık ve fıtık olduğundan dolayıdır. İşte bundan dolayı bizim onu görmemizi istemiyor. Bir gün Hz. Musa yıkanmak için bir suyun kenarına gitti, elbiselerini çıkarıp bir taşın üzerine bıraktı ve suya daldı. Taş Hz. Musa’nın elbisesiyle birlikte firar etti. Musa da onun peşine koyulup; “Ey taş elbisem! Ey taş elbisem!” (Yani elbisemi nereye götürüyorsun?) diyordu. Nihayet Ben-i İsrail Hz. Musa’nın avrat yerine baktılar! Allah’a ant olsun Musa’nın bir noksanlığı yoktur (yani fıtık değildir) dediler. Bu esnada taş yerinde durdu; Hz. Musa elbiselerini aldı. Daha sonra Hz. Musa taşı dövmeye başladı, öyle ki taş altı veya yedi defa inledi.”

Hz. Resul’e (s.a.a) isnat edilen hadisi sizler de hayretle okuyorsunuz değil mi? Ancak Ebu Hureyre’nin naklettiği diğer hadisleri görünce daha da şaşıracaksınız. Yalnız önce bu hadis üzerine birkaç kelam edelim dilerseniz.

Öncelikle avret yerleri açık suya girmeyi Allah’ın peygamberine yakıştırmanın mantıki ne tür bir delili olabilir. Allah’ın elçisi bir gelenek dahi olsa insanlara bunun yanlış olduğunu söylemiyor da onlara mı uyuyor? Nasıl bir komikliktir bu iddia! Bunun yanında Hz. Musa’nın (a.s) elbiselerinin üzerinde olduğu taş nasıl hareket ediyor? Diyelim bu bir mucizedir. Acaba ne zamandan beri Allah mucizeleri Peygamberini rezil etmek için gösteriyor? Bu mucizenin Hz. Musa’nın rezil olmasından başka bir anlamı yoktur. Bir de en büyük komiklik Hz. Musa’nın (a.s) taşı dövmesidir ki ben bunu hiç anlamadım. Çünkü taş altı yedi defa inliyor üstelik. Allah’ın peygamberi taşın cansız olduğunu bilmiyor mu da dövüyor o taşı. Hayret! Binlerce defa hayret! Gelelim ikinci hadise!

Buhari Sahihinin birinci cildinin cenaze bablarında, ikinci cildinde ise “Musa’nın ölümü” babında ve Müslim de Sahihinin ikinci cildinde; “Musa’nın Faziletleri” babında Ebu Hureyre’den Hz. Muhammed’e (s.a.a) isnat edilen ilginç bir hadis nakletmişlerdir:
Ölüm meleği Hz. Musa’nın yanına gelerek; “Rabbinin davetini icabet et” dedi. Musa ölüm meleğinin gözüne bir tokat vurarak onun gözünü çıkardı. Melek Rabbine dönüp şöyle dedi: “Beni, ölmeyi istemeyen bir kuluna doğru gönderdin, o da vurup gözümü çıkardı.”Allah-u Teâlâ meleğin gözünü kendisine geri çevirip şöyle buyurdu:“Kulumun yanına dön ve de ki: Dünya hayatını mı istiyorsun? Öyleyse elini öküzün beline koy, eline ne kadar kıl çıkarsa onun sayısınca yaşayacaksın.”

Allah aşkına bu hadise inanmak mümkün mü? Hz. Musa (a.s) Allah’ın seçmiş olduğu ve kitap vererek mükâfatlandırdığı kullarından biri. Bir peygamber. Velev ki Azrail’i gördü, Allah’ın davetine “lebbeyk” demeyip de itiraz mı edecek. Zaten böyle bir durum imkânsızdır. Azrail’in gözü mü var ki Hz. Musa (a.s) vurdu da onun gözünü çıkardı. Hem ayet buyurmuyor mu birinin ölüm anı gelmişse o ne bir an geç olur ne de bir an erken. Burada Allah (a.c) git de öküzden kıl koparsın kopan kıl kadar yaşayacak buyuruyor. Yine ayet demiyor mu Allah’ın kanununda değişme olmaz! Şimdi Allah Hz. Musa için kanunu mu değişti? Kesinlikle değil! Bu hadis tamamıyla uydurmadır. Böyle bir şey ne Resulullah’a (s.a.a) isnat edilebilir ne de mantıklı bir insan bunu kabul edebilir. Şimdi ise son hadisimiz ki bu hadise inanan bir insan gerçekten mümin olamaz, sapar gider.
Buhari Sahih’inin 6. Cildinde, İmam Ahmed b. Hanbel Müsned’inde, Tırmizi Sünnen’inde, Ebu Hureyre’den rivayet ederek Peygamber (s.a.a)'in şöyle buyurduğunu söylüyor:

“Âdem ve Musa (a.s.) tartıştılar. Musa ona dedi ki: "Sen, kendi günahın sebebiyle insanları Cennet'ten çıkaran ve onları bedbaht edensin.” Âdem dedi ki: "Ey Musa! Sen, Allah'ın, elçilik verip konuşmasıyla seçilmiş bir insansın. Böyle olmakla birlikte, Allah'ın beni yaratmadan önce kaderime yazdığı - veya üzerine yazdığı -bir işi yaptığımdan ötürü beni kınıyor musun?” Rasûlullah (s.a.a) dedi ki: “Böyle demekle Âdem, Musa'yı mağlup etti.”

Bu gerçekten de Hz. Musa üzerine ilginç bir hadis. Ancak bu sefer bir başka peygamber daha var kahraman olarak. Hz. Resul’e (s.a.a) isnat edilen hadise dikkat edin. Hz. Musa (a.s) nasıl da ilk günah inancıyla konuşuyor. Hz. Âdem’i (a.s) suçluyor. Hıristiyanlar gibi ilk günaha inanıyor ve sen bizi bu hale soktun diyor Allah’ın salih peygamberi. Tevhit dininin peygamberi, Allah’ın şeriatının dünyadaki tebliğcisi bu sözleri ediyor. İnanılacak şey değil doğrusu. Peki, Hz. Âdem’in (a.s) yanıtına ne demeli? Demek Hz. Âdem’e yapmış olduğu hata Allah tarafından daha yaratılmadan önce yazılmış. Yani Hz. Âdem’in yasak olandan tatması (hâşâ) Allah’ın evvelden planladığı bir şeymiş. Bu cibriye (kadercilik) değildir de nedir? Hz. Resul (s.a.a) bunun haram olduğunu söylemiyor mu? Allah’ın peygamberi, ism-i Azam’ından hediye ettiği bir şahıs nasıl böyle konuşabilir? Kendi suçunu cahiller gibi kadere yıkabilir. Yoksa Hz. Âdem de mi cahil insanlar gibi kaderin, Allah’ın insana bir dayatması olduğunu mu iddia ediyor? Ya da Hıristiyanların Janseist mezhebine bağlı olanları gibi dünyanın Allah’ın bir oyunu olduğuna mı inanıyor? Elbette hayır. Hz. Âdem ve Hz. Musa bu tür isnatlardan uzaktırlar. Bir de bu hadiste sorulması gereken bir nokta daha var. Acaba bu iki peygamber nerede tartışıyorlar? Bu da ayrı bir soru işareti. Bunun yanında Hz. Resul (s.a.a) Hz. Âdem’in (a.s) Hz. Musa’yı (a.s) mağlup ettiğini söylüyor. Demek Allah’ın peygamberleri arasında müsabakalar da yapılıyor. Bunu da öğrenmiş olduk Ebu Hureyre sayesinde.

Çok ilginçtir ki Ebu Hureyre uydurma hadislerinin bir kısmını Hz. Musa’ya ayırmış. Ve insan da bu hadisleri okuyunca düşünmeden edemiyor: Neden Hz. Yahya değil de Hz. Musa? Ya da bir başka peygamber değil de o? Özellikle Hz. Musa’yı seçmesindeki neden neydi acaba? Tabii bu da beyinleri bulandıran bir başka nokta. Fakat bizi burada ilgilendiren temel nokta: Ebu Hureyre’nin güvenilmezliğidir ki bu da bu hadislerle ve tarihi delillerle ortaya çıkmıştır.

Son olarak Allah’ın seçkinleri içerisindeki en değerlisi, sırrının koruyucusu, Resullerin sonuncusu Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) bir hadisiyle bu bahsi kapatmak istiyorum:

“Her kim ki benden olmayan bir sözü bana isnat ederse, cehennemdeki yerini hazır bilsin!” vesselam…

huseyn_tr@tacmahal.org
http://www.fikritakip.com

_________________
Sizler Kitab'ı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz? Bakara 2/44
http://www.kurannesli.info/


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?
İletiTarih: 24 Mar 2008, 20:31 
Yeni Üye

Kayıt: 17 Mar 2008, 16:43
İleti: 18
Kendini Nasıl Tanımlıyor?: Araştırmacı
“Her kim ki benden olmayan bir sözü bana isnat ederse, cehennemdeki yerini hazır bilsin!”

Bildiğim kadarı ile bu hadis'te uydurma...

_________________
Sen ! Ben ! Desin Efrad,aradan VAHDETİ kaldır.
Milletler için işte KIYAMET o zamandır...


Üstad Mehmed Âkif ERSOY


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?
İletiTarih: 24 Mar 2008, 21:07 
Genel Yönetici
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 12 Şub 2008, 18:24
İleti: 642
Kendini Nasıl Tanımlıyor?: Araştırmacı
“Her kim ki benden olmayan bir sözü bana isnat ederse, cehennemdeki yerini hazır bilsin!”

Sanırım bir hadse uydurma demeniz için ne gibi şartlar grektiğini biliyorsunuzdur. Çünkü yukarıdaki hadis mütevatir derecesinde değerlendirebileceğimiz kesinliği olan tek hadistir. Bu hadisin de metnine 3 farklı varyant varolduğundan lafzen mütevatir diyemesek te kesinlikle doğru olduğuna emin olmamamız için hiçbir sebp v delil yoktur. Lütfen Hadisler konusunda görüş bildirirken -lehte ya da aleyhte- dikkatli olalalım.

_________________
Sizler Kitab'ı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz? Bakara 2/44
http://www.kurannesli.info/


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?
İletiTarih: 25 Mar 2008, 03:09 
Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 23 Şub 2008, 02:19
İleti: 204
Kendini Nasıl Tanımlıyor?: Meraklı
Hüseyin Beheşti'nin makalesini ilgi ile okudum.
Tesbitlerine aynen katılıyorum.
Merak ettiğim bir husus var: Hüseyin Beheşti aynı hassasiyeti şii hadis kaynakları için de gösteriyor mu, bildiğim kadarı ile şii hadis kaynakalrında da ilginç rivayetler var...
Bir de şunu merak ediyorum, şia'nın hadis usulü nedir ve bu usül çerçevesinde kendi kaynaklarını nasıl değerlendirmektedirler...

Ebu Hureyre savunmalarından bir pasaj:

Hz. Ömer Ebu Hureyre'ye hitaben: "Seni Bahreyn'e vali yaptığımda ayağında bir çift ayakkabı yoktu. Sonra duydum ki sen 1000 dinara, 600 dinara atlar satın almışsın. Sen Bahreyn'in en ücra köşesinden, insanlar vergilerini, Allah ve Müslümanlar için değil de, senin için versinler diye mi geldin?" der (Zehebi, Siyer).

Ebu Hureyre'nin bizzat kendisinin aktardığı bir hadiste ise Hz. Ömer ona şöyle demiştir: "Ey Allah'ın ve Kitabının düşmanı! Allah'ın malını çaldın değil mi? Yoksa senin on bin dinarın nereden olacak?" (İbni Sad, Tabakat, 4. cilt, sayfa 59).

İbni Sad Tabakatında ve Zehebi Siyerinde bu anlatılanları nasıl görmezden gelebiliyorsunuz?

Cevap 4- Gene kaynağından görmediğiniz ve senet ,metin tenkidine tabi tutmadığınız, sadece tali kaynaklardan okuyarak bize yönelttiğiniz bu olayın doğrusundan ve kaynağından bir haber olduğunuz, söylemlerinizden bellidir. Halife ömer, Kudâme b.Maz'ün'u zekat ve vergi amili olarak Bahreyn'e gönderirken Ebu Hureyre'yi de orada namaz kıldırıp kaza işlerine bakmakla görevlendirdi. (İbn Hacer, El-İsabe,V.425) Daha sonra onu görev yaptığı Bahreyn'e iki defa vali olarak tayin etti. Ebu Hureyre valilikten ayrılıp Medine'ye döndüğü zaman halife bütün valilerine uyguladığı yöntemi ona da uygulamış ve Bahreyn'den ne getirdiğini sormuştur. Ebu Hüreyre 20.000 dirhem getridiğini, bunu da yaptıı ticaretten veya üreyen atlarından, biriken maaşlarından ve kölesinin kazancından elde ettiğin söyledi. Fakat Ömer, sermayesini ve görev esnasında harcadığı parayı aldıktan sonra geri kalanı beytülmal'e iade etmesini emretti. Bazi rivayetlerde ise Hz.Ömer'in Ebu Hureyre'ye, "ALLAH'ın ve Kitabının düşmanı! ALLAH'a ait olan malı mı çaldın?" diye çıkıştığı , fakat onun bunu şiddetle reddederek ALLAH'a ve kitabına asla düşmanı olmadığını, aksine onlara düşmanlık edenlere düşman olduğunu belirttiği, beytülmale ait hiçbir malı zimmetine geçirmediğini söylediği, buna rağmen halifenin onun malının yarısına veya tamamına el koyduğu ileri sürülmektedir. Ancak bütün rivayetlerde özellikle belirtildiği gibi yapılan tahkikat sonunda Ebu Hureyre'nin dürüstlüğü ortaya çıkınca Hz.Ömer ısrarla onu tekrar vali tayin etmek istemiş, fakat Ebu Hureyre, zan altında kalıp rencide edilmek istenmediğini belirterek bir daha görev kabul etmemiştir. ( Abdürrezzak, es-San'ani, XI,323; Ebu Ubeyd ,el Meval s.250, İbn Sa'd, IV 335; İbn Kesir,el Bidaye VIII.113) Ömer gibi adil bir halifenin Ebu Hureyre'yi görevine iade etmek istemesi, onun dürüstlüğü hususunda herhangi bir şüphesinin bulunmadığını göstermektedir.

_________________
Ya taassub! Ya taassub! O kadar masharaca.
Bir yol almış ki… Bakarsın başı misvaklı hoca

Milletin hayrı için her ne düşünsen: Bid’at,
Şer’i tagyir ile terzil ise –haşa- sünnet;
Artık Allah’tan utanmaz, hele Peygamber’den
Hiç sıkılmaz görünen böyle beyinsizlerden
Çekecek memleketin hali ne olmaz, düşünün!

(Mehmet Akif Ersoy)

BEN MÜSLÜMANIM, MÜSLÜMANLARDANIM; MÜSLÜMANLARDA BENDENDİR. (Ahi Evran)

Sizi rahatsız etmeye geldim. (Ali Şeriati)


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?
İletiTarih: 25 Mar 2008, 10:27 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2008, 17:37
İleti: 469
metin tenkitleri açısında hadis usulünde şöyle bir bilgi vardır. hatta bunu bir rivayet üzerinden aktarmaya çalışayım.

Hz. Peygamber buyurmuştur ki: "Üç şeyde uğursuzluk vardır: Atta, evde, bir de kadında da" (BUHARİ)
Bu hadis Ebu Hüreyre'den gelmektedir.
Ebu Davud et-Tayalisi, Musned'inde şu haberi rivayet etmektedir: Muhammed b. Raşid bize, Mekhulün şöyle dediğini rivayet etti:
Hz. Aişe'ye, Ebu Hureyre'nin, "Resulullah (a.s.): Uğursuzluk şu üç şeydedir; evde, kadında ve atta. buyurdu." dediği sorulunca, o şöyle cevap verdi: "Ebu Hureyre iyi ezberlememiş, o girdiğinde Resulullah (a.s.) Allah, Yahudileri kahretsin, şöyle derler: Uğursuzluk şu üç şeydedir; evde, kadında ve atta." buyurmuştu; ama o, hadisin başını işitememiş, sadece sonunu duymuştur." (Ebû Davud et-Tayalisi, Müsned. s, 215, no: 1537)

Bu ve bunun gibi, ravinin sözün başını veya sonunu duymaması gibi hatalardan kaynaklanan sözün aidiyeti sorunu hadis usulunda yer bulmaktadır. Bir de buna şunu eklersek iş içinden çıkılmaz bir hal alır mı? Ebu Hureyre'den nakleden ravi bu rivayeti ya eksik işitmişse? Onun için hadislere bakarken raviyi de rivayeti de tenkit ederken bu nüansıda gözden kaçırmamak lazım.

Birde yazar soru sormuş? Ebu Hureyre niye Musa peygamberler uğraşmış diye...Bunun Kabul Ahbar'ın Ebu Hureyre'ye Tevrat okumalarının etkisiyle olabileceğini düşünüyorum.

Ebu Hüreyre (ö. 678) demişti: “at-Tur’aya gittim ve Ka’b al-Ahbar ile beraber oturdum, ve o bana Tevrat hakkında anlatıyordu, ve ben ona Hz. Peygamber hakkında anlatıyordum... Ka’b Tevrat’ı okudu ve dedi, Allah’ın Elçisi doğru şöylemiştir.”

Sözün özü: Hadisleri etüt ederken dikkat etmeli, ben sahih bilgi buldum dememeli...

_________________
Allah'ın selamı Allah'ın kelamı üzerine yaşayanlara olsun...
"Adını Meryem koydum, O’nu da onun soyunu da kovulmuş şeytandan Senin korumana veriyorum” (Ali İmran:36)
Gençler mağaraya (ashabikehf)sığındıklarında, "Rabbimiz bize merhametini yağdır ve bu durumdan bize bir kurtuluş yolu göster," (Kehf:10)

ashabikehf@kurannesli.org


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?
İletiTarih: 25 Mar 2008, 12:02 
Genel Yönetici
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 12 Şub 2008, 18:24
İleti: 642
Kendini Nasıl Tanımlıyor?: Araştırmacı
"Ebu Hurayra" şahsiyeti aslında İslam algımızdaki turnusol kağıtlarından birisidir. Kendisinin ve haberlerinin nasıl değerlendirildiği bizim sahabe tanımlarımıza, hadis algılarımıza göre değişkenlik gösterir. Merhum Ebu Reyye'nin eseriyle son asırda yeniden gündemleşen Ebu Hurayra eleştirisi aslında ortaçağda standart haline etirilerek diğer tanımların deveredışı bırakıldığı "Sahabe" kimdir ve otoritesi,konumu nedir? tartışmalarının yeniden gündemleştirilmesinden ibarettir.

Mahmud Ebu Reyye'nin üslubuna ve bazı argümanlarına katılmıyorum ama açtığı tartışmanın elzem bir tartışma olduğunu da düşünüyorum. Ebu Reyye'nin "Advaus Sunnetul Muhammediyye ve Difaun Hadis" isimli kitabı (Türkçesi "Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması ve Hadis Müdafası" olarak yayınlanmıştır.Yöneliş Yay.) bu açıdan önemli bir adım. Ama geliştirilmesi gerekir.

Merhum Ebu Hurayra, ondan gelen haberlere bakılırsa kişilik özelliği bakımından araştırmacı ve tahkik ehli olmayan ama duyduklarını iyi niyetle aktamaya çalışan bu sıradada da aktarımlarında bariz sorunlara yol açan bir kişilik. Daha sonraları da Muaviye saflarında yeralmış ve Saltanat rejiminin müftüleri arasında yer almış. Bu iki özelliği onun hakkıda haklı çekincelere sebebiyet veriyor. Kaldı ki Resmi Ehli Sünnet paradigmasının dayandığı bilgi temellerinde de en çok dayanak noktası yapılan argümanlar onun çevrsinde inşa edilmiş.

Bu ifadelerimizden Şii hadis külliyatının bir alternatif olduğu anlaşılmamalı. Şiilerin geçirdiği süreç çok farklı değil onlarla ilgili bir giriş mahiyetinde Ehli Beyt kavramını tartışmaya açmıştık ki şii üyelerimizden hiçbir yankı gelmedi nedense... :?

Ayrıca üzerinde çalıştığım ve üzerinde fazla çalışılmamış bakir bir alan hakkında bazı ipuçları vereyim size. Acaba Şiilik ve Sünnilik hangi tarihsel aralıkta birbirinden kesin olarak keskin çizgilere ayrıştı? Bu ayrışmadan önce nasıl bir birliktelik içindeydiler? Gerçekten bildiğimiz gibi "Şiiler ve Sünniler" birbirlerine alternatif iki kesimi mi ifade ediyorlardı? Sünni hadis tarihinde Şiiliğin ne derece etkisi vardır? Bunları araştırdığınızda karşınıza ilginç sonuçlar çıkacaktır...

Selam ve Salat Üzerimize olsun efendim...

_________________
Sizler Kitab'ı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz? Bakara 2/44
http://www.kurannesli.info/


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?
İletiTarih: 26 Mar 2008, 02:04 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2008, 17:37
İleti: 469
Hadisleri resmi yoldan, tedvin eden ilk hadisçi sayılan Zühri’ye hadis ihtiva eden kitaplar getirilir, kendisinden rivayet edilip edilemeyeceği sorulur ve böylece kitabın muhtevasını teşkil eden hadisler onun adına isnad silsilesine alan senedlerle rivayet edilirdi. (El-Kifaye s.318)

Zuhri ile ilgili çarpıcı bilgileri notlarımın arasından çıkarma vakti geldi mi acaba? Ravileri tabaka tabaka ayıran ravi zincirlerinin ilk tedvincisi. hemen hemen bütün Sunni hadisçilerin (Buhari, Müslim, Tirmizi....) ravi sıhhatlerinde başvurduğu üstadlarıdır Zuhri. ciddi eleştiriler getirilmiştir tarihte ki ilk aklıma gelen Gulatı şia sayılan bir çok ismi sıhhatli görmüştür. acaba Sunni kültürde Şia'nın etkileri ne kadar var...keza tersi de...Çalışmanı büyük bir merakla bekliyorum Bülent Şahin...

_________________
Allah'ın selamı Allah'ın kelamı üzerine yaşayanlara olsun...
"Adını Meryem koydum, O’nu da onun soyunu da kovulmuş şeytandan Senin korumana veriyorum” (Ali İmran:36)
Gençler mağaraya (ashabikehf)sığındıklarında, "Rabbimiz bize merhametini yağdır ve bu durumdan bize bir kurtuluş yolu göster," (Kehf:10)

ashabikehf@kurannesli.org


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?
İletiTarih: 27 Mar 2008, 22:15 
Kıdemli Üye

Kayıt: 22 Şub 2008, 20:41
İleti: 524
Kendini Nasıl Tanımlıyor?: Meraklı
DİNİN KAYNAĞI

- Korunmuş olmalıdır .

- Apaçık olmalıdır .

- Anlaşılır olmalıdır .

- Bir benzeri oluşturulamayan olmalıdır .

- Açıklanmış olmalıdır .

- Kolaylaştırılmış olmalıdır .

- Hak'tan geldiğinde asla şüphe olmamalıdır .

- Çelişki olmamalıdır .

- Zannî olmamalıdır .

- Tahrifata uğratılması sözkonusu olmamalıdır .

EBU HUREYRE'NİN HABERLERİ BU KRİTERLERE UYMUŞ MU ? KARAR SİZİN ...

_________________
Sana eziyet edenlere gözyaşlarını gösterme


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?
İletiTarih: 27 Mar 2008, 22:41 
Editör

Kayıt: 07 Mar 2008, 13:02
İleti: 216
Kendini Nasıl Tanımlıyor?: Meraklı
can alıcı tesbirler elinize sağlık...

selam ile


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?
İletiTarih: 28 Mar 2008, 16:35 
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Mar 2008, 10:08
İleti: 58
Kendini Nasıl Tanımlıyor?: Araştırmacı
Ünlü bir İslami(!) forumda bu yazıyı astık....

İşte karşılığı


Alıntı:
Bunun yanında Ebu Hureyre’nin güvenilmezliğine dair son delilimiz ise onun Sıffin savaşında göstermiş olduğu ikiyüzlülüğüdür.
------------------------------------------------------

İslamoğlu 'nun üyeliği paylaştığı yazıda bulunan yukarıdaki sözler sebebiyle süresiz askıya alınmıştır.

İhvan forumda kimse sahabeye dil uzatamaz.
Bu hak kimseye verilmedi.Bizler onların ayaklarına paspas dahi olamayacakken,eleştirmenin,yanlışını göstermenin ne kadar ABES olduğu apaçık ortadadır.

Allah hepimizin yardımcısı olsun.



Banlanan üyeliğim:


Kayıt Tarihi: 18.08.2007
Mesaj
Toplam Mesaj: 1.023 (Gün başına 4,59 mesaj)
Son Mesaj:
Allah'ın Veli Kulları
Dün 18:17


Bir zihin tesbiti açısından....

İnsanların birbirine her türlü hakareti ve ithamı açık açık dillerdirdiği halde ancak şikayet üzerine banlayan adminler, astığımız yazıyı bize uyarıda bulunmadan hem ortadan kaldırdı hemde bizi banladı...

Daha öncede islami vahdeti anlattığımız için dini değerlerden ayrılık sebebi ile ban yemiştik...

Aynı din üzerine olduğumuza inanmaktan gçlük çekiyorum... Amam öyle....




_________________
"İslam; kulluk ve liderlik, din ve devlet, ruhanilik, iş ve namaz, cihad ve itaat, Mushaf ve kılıçtır. Bunlar birbirinden ayrılmaz."
Şehid İmam Hasan El-Benna


Bizler davetçiyiz, yargılayıcı değil! Bize düşen insanlar hakkında hüküm vermek değil, onları tevhid ve adalet şuuruna davet etmektir.!!!


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Forumu Daha İyi Nasıl Kullanabileceğinizi Öğrenmek İçin Tıklayın Kur'an Nesli Dergisinin Yeni Sayısını İncelemek İçin Tıklayın
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 11 ileti ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki

Pano anasayfası » İSLAM » Hadis - Sünnet

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ DST ]


 BU KONUYLA BENZER KONULAR

 FORUM
 YAZAR

 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Git: